geçiyor beyhûde şu garip ömrüm
varayım yar yanına , feda edeyim.
senden ayrı bu dünya en ağır zulüm,
eremezsem murada söyle neyleyim?
en karanlık zindandan daha da kara,
ne zaman döner bu gece sabaha?
tüketecek tâkatim kalmadı vâh'a,
doğacak o şafağı nasıl göreyim?
kılavuzum yok artık, düşmüşüm dara.
dağlarım yüreğimi her daim nâra.
yokluğundur içimde onulmaz yara
yaramın merhemini kimden alayım?
bulunmaz bu derde em, yâr senden gayrı.
sensiz iken olmuyor ömrümün hayrı.
çekilmiyor bu çile özünden ayrı,
söyle, seni döşümden nasıl atayım?
yılmaz'ım, yılmaz idim hiç bir dâreden,
gör ki yüreğime yazdı seni Yaradan.
ben umudu kestim artık emden çareden,
gayrı kazıp mezarımı, yatıp öleyim.
engin..
5 Eylül 2007 Çarşamba
bitmeyen senfoni
ne zaman son bulacağını
sansam,
o zaman yeniden başlar
bitmeyen senfoni...
acının ve yalnızlığın,
sevdanın ve ayrılığın
muhteşem ritmi.
engin..
sansam,
o zaman yeniden başlar
bitmeyen senfoni...
acının ve yalnızlığın,
sevdanın ve ayrılığın
muhteşem ritmi.
engin..
4 Eylül 2007 Salı
bir cin şiiri
Davacı zengin, davalı yoksulsa
Zenginden yana işler yasa
Davacı yoksul, davalı zenginse
Davalıda kalır yine nizali arsa
Davacı da davalı da zenginse davada
Özür diler cekilir aradan kadı.
Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
Sade o zaman iste yerini bulur hak.
Can Yücel
Zenginden yana işler yasa
Davacı yoksul, davalı zenginse
Davalıda kalır yine nizali arsa
Davacı da davalı da zenginse davada
Özür diler cekilir aradan kadı.
Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
Sade o zaman iste yerini bulur hak.
Can Yücel
bayramlık
Koyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı
Bu barış var ya, bu barış
Cephedekiler için o kadar barış
Can Yücel
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı
Bu barış var ya, bu barış
Cephedekiler için o kadar barış
Can Yücel
bitti derken
bir rüzgâr eser,
kalan son kırıntıları da
savurur göğe doğru.
içinde bir ferahlık;
kanatların var sanırsın
omuz başlarında.
son küller de savruldu ya..
hani, hepsi bitti ya!
bilmezsin, esen rüzgâr
en derinlerde bir yerde
bir çıngı canlandırır.
bilmezsin,
söndü derken yeniden
içini aynı yangın alır.
ondan sonra,
kanatlanıp uçsan
nereye gideceksin?...
kalan son kırıntıları da
savurur göğe doğru.
içinde bir ferahlık;
kanatların var sanırsın
omuz başlarında.
son küller de savruldu ya..
hani, hepsi bitti ya!
bilmezsin, esen rüzgâr
en derinlerde bir yerde
bir çıngı canlandırır.
bilmezsin,
söndü derken yeniden
içini aynı yangın alır.
ondan sonra,
kanatlanıp uçsan
nereye gideceksin?...
aklıma girmese gözlerin
şöyle yürek dolusu anlatabilsem seni,
kâfi geliverse şu zavallı kelimeler...
karışmasa aklım, kalem eldeyken,
aklıma girmese gözlerin...
kim bilir neler yazardım?
şunca yazdığım gibi yavan,
tadı tuzu kararsız kalmazdı.
sayfalar yetmez,
kalem iflah olmazdı.
ama, neyleyim hep aynı!
ne zaman ki kalem elde,
gözlerin içimde yâr.
işte tam da orada aklım durur,
kalem bildiğini yazar.
anlatabilseydim belki,
hani, derdim, azıcık şairsin;
gel gör ki iş yok bende,
aklım takılıyken gözlerinde.
kalem olunca yazan,
böyle fellik fellik saklanıyor
satır satır yazılan.
sadece yürek, azıcık avunan...
engin..
kâfi geliverse şu zavallı kelimeler...
karışmasa aklım, kalem eldeyken,
aklıma girmese gözlerin...
kim bilir neler yazardım?
şunca yazdığım gibi yavan,
tadı tuzu kararsız kalmazdı.
sayfalar yetmez,
kalem iflah olmazdı.
ama, neyleyim hep aynı!
ne zaman ki kalem elde,
gözlerin içimde yâr.
işte tam da orada aklım durur,
kalem bildiğini yazar.
anlatabilseydim belki,
hani, derdim, azıcık şairsin;
gel gör ki iş yok bende,
aklım takılıyken gözlerinde.
kalem olunca yazan,
böyle fellik fellik saklanıyor
satır satır yazılan.
sadece yürek, azıcık avunan...
engin..
düş hırsızları
gizli bahçelerinden düşler çalmıştık sevdanın.
o çalıntı düşleri bizim sanmıştık;
yaşamaya çalışmıştık.
düşlerdeki perilerden bile
hızlıydı daha da kanatlarımız,
ve onlardan daha uçarıydı
aşkımız...
ne gökyüzünün,
ne denizin mavisi
engel değildi bize;
tek bağımız, tek tutkumuzdu
sevdamız.
nasıl da atladık?
uyuyakaldık!...
aslında biz o düşleri
çalamadık.
çaldığımızı düşlerken
uykuya daldık.
baş aşağı düşerken yere,
uyandık!
ama, çok geç kaldık.
engin..
o çalıntı düşleri bizim sanmıştık;
yaşamaya çalışmıştık.
düşlerdeki perilerden bile
hızlıydı daha da kanatlarımız,
ve onlardan daha uçarıydı
aşkımız...
ne gökyüzünün,
ne denizin mavisi
engel değildi bize;
tek bağımız, tek tutkumuzdu
sevdamız.
nasıl da atladık?
uyuyakaldık!...
aslında biz o düşleri
çalamadık.
çaldığımızı düşlerken
uykuya daldık.
baş aşağı düşerken yere,
uyandık!
ama, çok geç kaldık.
engin..
3 Eylül 2007 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

