9 Kasım 2007 Cuma

marbles...


four season


baharda sevmek

güzeldir sevmek baharda;
her ne kadar
sığmasa da asırlara.
baharda bir başkadır yürek.
yaşayanlar bilse gerek:
baharda tüm düşünceler,
sevmek, sevmek, sevmek.


engin...

o yüzden

mümkünü yok,
tarifsiz bu sevda.
belki de o yüzden
sevmediğimi sanıyorsun.
oysa, yanılıyorsun.
her an içimde,
durmadan kanıyorsun.


engin...

o yüzden

mümkünü yok,

tarifsiz bu sevda.

belki de o yüzden

sevmediğimi sanıyorsun.

oysa, yanılıyorsun.

her an içimde,

durmadan kanıyorsun.



engin...

hücre

çepeçevre dünya
dar gelirken gövdeme,
başım değiyorken
gök kubbeye,
gözlerinde mahpus kalmak…
ne ağır, bilir misin?


engin...

sen yokken

ne zaman adını ansam
bir yumruk çöker boğazıma,
nefesim darlanır.
ne zaman gecenin bir yarısı
uykudan uyanıp
baksam karanlık göğe,
gözlerin gökte yıldızlanır.
ve ne zaman
iki sevgili görsem
sarmaş dolaş...
düşer kollarım iki yana,
öylece kalakalır.


ENGİN..

8 Kasım 2007 Perşembe

gelmedin

her kapı çalındığında
titredi yüreğim.
her telefon çığlığında,
bir ümit,
sesini bekledim.
hep yollara baktım pencereden,
çıkıverirsin diye
belki köşeden.
geceleri sabah ettim.
uyurken gelirsen hani,
çalarsın kapıyı da
duymam diye,
nöbet bekledim.
gelmedin yâr!

belli ki memnunsun
gittiğin yerden.
ne kendin geldin,
ne bir haber var senden...


engin..

yansın içim

kılıcı kınıyla,
ateşi maşayla taşımalı...
ya seni?!

yüreğin içinde,
tâ içinde taşımalı seni
ey sevgili!
öyle sarmalayıp saklamalı
ki elim değil
içim yansın.

yalnız kukumav

öyle bir zor iner ki akşam;
tarifsizdir,
gökten döne döne inen hüzün.
öyle bir sarılır ki boğazıma,
nefes aldırmaz
nar-ı hasret.
ve, her akşam
aynı çileyi, silbaştan
çekerim; yapayalnız.
ne sesin vardır,
ne kokun..
ben, senden mahrum,
ben, yalnız kukumav.
uyku da nedir?
ağarana dek semâ
seni düşünür dururum.


engin..

tamir

kırılmış bir vazo gibi;
ne kadar onarılsa da
izleri hâlâ bellidir.
ve hiç bir zaman da
eskisi gibi olmayacak;
zavallı yüreğim...




engin..