29 Ağustos 2007 Çarşamba

keskin bakış


dönmeyen dünya

Bu gece yıldızlar söndü sanki.
Sanki ay ışığını tüketti.
Cıvıl cıvıl öten kuşlar ötmez,
Rengarenk açan çiçekler açmaz oldu.

Aslında biliyordum, farkındaydım herşeyin.
Ne yıldızlar sönmüş, ne de ay ışığını tüketmişti.
Ne kuşlar susmuş, ne de çiçekler durmuştu.

Sönen ışık gözlerindeki parıltı,
Susan ses sözlerindi aslında.
Duran ise sensiz zaten dönmeyen dünyamdı...



Şerife KOÇ

28 Ağustos 2007 Salı

kaybolan yıllar

uçup gitti bir bir
o en güzel yıllar.
doymamışken daha
damarlarda yanan
deli akan kana.

şimdi içimizde saklı;
sinmiş, heyecanlar.
korkuları var artık,
dışarı çıkamazlar.

heyhat!
gidiyor elden gençlik.
kalmadı döşte dinçlik.
ağlasan kime ne?
yansan ne fayda?



engin..

mor akşamlar

yalnızlık içimde yanar kor gibi
eriyorum bitmeyen mor akşamlarda
sensiz bu duvarlar bana dar gibi
yorgunum bitmeyen mor akşamlarda.

hasretin içimde yanardağ gibi
yalnızlığım derin görünmez dibi
sensiz bu akşamlar işkence gibi
bitiyorum bitmeyen mor akşamlarda.

hüzün tomurcukları açtı bağrımda
sesin hâlâ çınlıyor kulaklarımda
kayboldum bir başıma yalnızlığımda
yitiyorum bitmeyen mor akşamlarda.

sensizliğin sancısı yürekte yara
giyemem artık beyaz her yanım kara
senden gayrı inan yok bana çare
soluyorum bitmeyen mor akşamlarda.



engin..

27 Ağustos 2007 Pazartesi

cepten

bir yanımız noksan kalır hep
tamamladık derken diğerini;
olamayız hiç dört başı mamur,
yeni bir dert alıreskisinin yerini.
gülmek yasaklıdır bize
şöyle, ağız dolusu.
huzur desen tuz kararı:
çoğu zarar...
düşünüyorum da şöyle,
acaba ne´miz kâr?
ağaran saç bizim.
giden ömür, kezâ öyle.
para, mal?
mülk?
elde sıfır bana kalırsa.
külliyeten zarardayız aslında;
hep cepten gidiyor ömür.

11.05.2002


engin..

CIGARAYI ATTIM DENİZE

Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruz
Gökyüzünün o meşhur maviliğinde
Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla
Bir akdeniz şehri çıkabilir içinde
Alıp yaracak olsa yüreğini
Şimdi bir güvercinin

Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacak
Önünde durulacak tam elinden tutulacak
Hangi bir elinden güzelim hangi bir
Bir elinde kızlığın duruyor garip huysuz
Öbür elinde yetişkin bir günışığı
Daha öbür elinde de kilometrelerce hürlük
Çalışan insanlar için akşamlara kadar
Toz duman içinde
Bir elinde de boyuna ekmek kesiyorsun

Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen
Bir bulut geçiyorsa onu görürdük
Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu
Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu
Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu

1954

Cemal SÜREYA

aklım çıkıyor

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Ne zaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....



Cemal Safi

su... su... su...


şafak sancısı

sancılıydı şafak gündoğumunda
uyku sersemiydi henüz kuşlar.
ve kursaklarına
bir lokma inmemişti daha...
duman altı odamın
açıp penceresini sessizce,
savurdum göğe
öldürdüğüm düşlerimi,
kimsecikler görmeden.
aç kuşlar kapıştılar
hepsini birer birer;
göremeden henüz
kimsecikler.



engin..

Hep aramızdaydı..


Gazi Anadoluda