
21 Haziran 2007 Perşembe
Çocuk olmayı özlerim hep...
Ne vardı da büyüdük sanki? Gıpta ile seyrederim sokakta koşup oynayan çocukları. Ne de güzeldir, ne de alımlıdır onların gözünde dünya?...
Kolonya gibidir üzüntüler, iki dakika içinde uçar giderler; geriye sâfî mutluluk kalır, bir şeker ya da bir balon fiyatına.
En çok bayramlarını özlerim çocukluğun. Bayramları sadece çocuklar yaşarlar. Alınan yeni giysiler, verilen harçlıklar, mendiller -şimdiki çocuklar mendil hikâyesini pek bilmiyorlar-, kısıntısız özgürlükler...
Bir tılsımdı çocukluk. Bizler büyüdükçe, büyü bozuluyor. O sâfî mutluluklar, heyecanlar kolonya oluveriyor; avuçlarımızdan uçup kaçıyorlar. Ne zaman bir şeker alsam ağzıma, hep o eski tadı arıyor dilim. Ne mümkün? Büyüyünce şekerler bile tat vermiyor eskisi gibi insana. 17/11/2005.
engin...
Ne vardı da büyüdük sanki? Gıpta ile seyrederim sokakta koşup oynayan çocukları. Ne de güzeldir, ne de alımlıdır onların gözünde dünya?...
Kolonya gibidir üzüntüler, iki dakika içinde uçar giderler; geriye sâfî mutluluk kalır, bir şeker ya da bir balon fiyatına.
En çok bayramlarını özlerim çocukluğun. Bayramları sadece çocuklar yaşarlar. Alınan yeni giysiler, verilen harçlıklar, mendiller -şimdiki çocuklar mendil hikâyesini pek bilmiyorlar-, kısıntısız özgürlükler...
Bir tılsımdı çocukluk. Bizler büyüdükçe, büyü bozuluyor. O sâfî mutluluklar, heyecanlar kolonya oluveriyor; avuçlarımızdan uçup kaçıyorlar. Ne zaman bir şeker alsam ağzıma, hep o eski tadı arıyor dilim. Ne mümkün? Büyüyünce şekerler bile tat vermiyor eskisi gibi insana. 17/11/2005.
engin...
20 Haziran 2007 Çarşamba
BOŞ ŞEYLER
ne kötüdür,
ne acımasızdır
o yalnız geceler...
ışığa hasret,
seviye hasret,
sesine hasret
ağdalı saatler.
sen nereden bileceksin?
çoğu kez,
rüyaların en tatlı yerinde,
uykunda gülümsüyorsundur;
farkında bile olmadan
o saatlerin.
bunu bile bile
hâlâ nöbet beklerim.
hâlâ heves ederim;
hani olur ya,
uyanıverirsin de ansızın,
içinde bir yer sızlar da,
aklına geliveririm...
böyle kötüdür
o hayın geceler.
insanın aklına
neler neler getirirler;
rüyada bile olmayacak şeyler...
boş şeyler!
engin
ne acımasızdır
o yalnız geceler...
ışığa hasret,
seviye hasret,
sesine hasret
ağdalı saatler.
sen nereden bileceksin?
çoğu kez,
rüyaların en tatlı yerinde,
uykunda gülümsüyorsundur;
farkında bile olmadan
o saatlerin.
bunu bile bile
hâlâ nöbet beklerim.
hâlâ heves ederim;
hani olur ya,
uyanıverirsin de ansızın,
içinde bir yer sızlar da,
aklına geliveririm...
böyle kötüdür
o hayın geceler.
insanın aklına
neler neler getirirler;
rüyada bile olmayacak şeyler...
boş şeyler!
engin
19 Haziran 2007 Salı
gidiyor
hasret fenerleri
hasret fenerleri yanar
sigaramın ucunda,
pencere kenarında.
gözlerim dolanır durur
yıldızların arasında.
onca uzaktan, gösterirler de
onlar yüzlerini
sen bir türlü göstermezsin...
beni böyle cam güzeli,
böyle zır deli edersin.
engin..
sigaramın ucunda,
pencere kenarında.
gözlerim dolanır durur
yıldızların arasında.
onca uzaktan, gösterirler de
onlar yüzlerini
sen bir türlü göstermezsin...
beni böyle cam güzeli,
böyle zır deli edersin.
engin..
18 Haziran 2007 Pazartesi
Kıyamadığım
Hey bir zaman bakıp bakıp
Seyrine doyamadığım!
Şimdi gurbette bırakıp
Sesini duyamadığım!
Evde kapanıp kaldın mı?
Seyrana çıkıp güldün mü?
Başkalarının oldun mu?
"Benimsin!" diyemediğim!
Akıtıp gözüm yaşını
Hatırlarım gülüşünü;
Kıvırcık saçlı başını
Göğsüme koyamadığım!
Dik yamaçların selisin,
Sen benden daha delisin,
Şimdi kimlerin kulusun?
Başını eğemediğim!
Nasıl vurgunum bilirdin,
Niçin benden yüz çevirdin?
Kimlerin koynuna girdin?
Öpmeğe kıyamadığım!
Seyrine doyamadığım!
Şimdi gurbette bırakıp
Sesini duyamadığım!
Evde kapanıp kaldın mı?
Seyrana çıkıp güldün mü?
Başkalarının oldun mu?
"Benimsin!" diyemediğim!
Akıtıp gözüm yaşını
Hatırlarım gülüşünü;
Kıvırcık saçlı başını
Göğsüme koyamadığım!
Dik yamaçların selisin,
Sen benden daha delisin,
Şimdi kimlerin kulusun?
Başını eğemediğim!
Nasıl vurgunum bilirdin,
Niçin benden yüz çevirdin?
Kimlerin koynuna girdin?
Öpmeğe kıyamadığım!
Sabahattin Ali
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





